Reklam
Reklam
$ DOLAR → Alış: 5,54 / Satış: 5,56
€ EURO → Alış: 6,14 / Satış: 6,16

“Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor” 27 MAYIS 1960 DARBESİ

“Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor” 27 MAYIS 1960 DARBESİ
  • 27.05.2017
  • 1.087 kez okundu
Reklam

Cumhuriyet kurulduğunda, iyi-kötü 1908’den beri devam eden bir demokrasi vardı. Şark İsyanı bahanesiyle partiler kapatıldı; basın sansür edildi ve demokrasi mezara gömüldü. 1946 yılında başlayan 2.demokrasi tecrübesi ise 27 Mayıs 1960 darbesi ile sona erdirildi.

Darbeyi tertipleyenler ordu içinde bir avuç küçük rütbeli subay idi. Yüksek rütbelileri ya ikna, ya da hapsetmişlerdi. Darbeciler, 1 saat içinde kritik pozisyonları ele geçirdiler. Darbe beyannamesini, saat 4,30’da Alpaslan Türkeş gür sesiyle radyoda okudu: “Gayemiz Birleşmiş Milletler Anayasası’na ve İnsan Hakları Prensipleri’ne tamamıyla riayettir. Büyük Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ prensibi bayrağımızdır. Bütün ittifaklarımıza ve taahhütlerimize sadığız. NATO’ya inanıyoruz ve bağlıyız. CENTO’ya bağlıyız. Tekrar ediyorum: Düşüncelerimiz ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’tur.”

İpin Ucu Kimde?
Menderes’e darbe istihbaratı geldiğinde, “Ordu içinde bu şerefsizliği yapacak subay olduğuna ihtimal vermiyorum” diyecek kadar safdillik gösterdiği anlatılır. İşin aslı, Menderes öteden beri CIA’nın MİT (o zamanki adıyla MAH) içindeki yapılanma ve kontrolünden rahatsızdı. MİT’in maaşlarını bile ABD veriyordu. Bu oyunu safça bozmaya kalkışması, aleyhine oldu. Destek aramak üzere Moskova’ya yaptığı ziyaret, ABD’yi iyice kızdırdı. CENTO vasıtasıyla Irak, İran, Pakistan ile işbirliği yapması da, İngiltere’yi ürküttü.

Öyle anlaşılıyor ki, DP’nin ipini bu iki devlet askerler vasıtasıyla çekti. Ne hata yaparsa yapsın, bunun karşılığını siyasî olarak görmesi gereken DP, liberalizm ve demokrasi yanlısı olduğu halde ezildi. Demokrasiye ince ayar, iktidarını kaybeden tek parti tarafından, zamanın askerleri vasıtasıyla verildi. Nasıl ki, Sultan Genç Osman’ı öldüren asiler, padişah kanının tadını aldıktan sonra bu işi sonuna kadar sürdürdülerse, darbeciler de, 1908’de Sultan Hamid’e yapılan darbenin, 1913’te Bâbıâli Baskını’nın heyecanını hala içinde duyuyorlardı. 1952 Mısır ve 1958 Irak darbeleri, sıcak birer modeldi.
Memleketin her tarafındaki garnizon kumandanları, oranın mülkî, beledî ve askerî idaresine el koydu. GKB Rüştü Erdelhün, cumhurbaşkanlığı muhafız alayını darbeye mukavemet için aradıysa da, burası darbecilerin elinde olduğu için bu teşebbüs akim kaldı. Tevkifler başladı. Darbecilerin ikna ettiği KKK Cemal Gürsel, İzmir’den getirilip GKB yapıldı. Teslim olmamakta direnen Bayar, kafasına silahını sıkmış, fakat patlamayınca, oradaki subaylarca tevkif edilmişti. DP ricâli, tek tek evlerinden alınıp hapsedildi. Dövülerek bir çöp arabasında Harbiye’ye getirilen Dâhiliye Vekili Namık Gedik, kapatıldığı hücrenin penceresinden atlayıp intihar etmiş; bir rivayette atılmış; naaşı ailesine verilmeyip gizlice gömülmüştü.

“Düşükler Yassıada’da”
Tevkif edilen DPliler, halkın müdahalesinden korkulduğu için Yassıada’ya götürüldüler. Burada Yüksek Adalet Divanı adında fevkalade bir mahkeme kuruldu. 14 Eylül 1960-15 Eylül 1961 arasında devam etti. Mahkemenin reisi Salim Başol ve savcısı Altay Egesel çok meşhur oldu. Zira duruşmalar radyodan neşrediliyordu. 287 celsede 592 kişi muhakeme edildi; elde ciddi bir itham bulunmadığı için, Bebek Davası, Köpek Davası gibi gülünç iddialar ve maznunların maneviyatını rencide edici davalarla mahkûm edildiler.
Bu arada gazeteler, ‘Düşükler’ adını taktığı DP’liler, bilhassa Adnan Menderes aleyhinde alabildiğine menfi neşriyat yapıyor; olmadık hakaret ve iddialarla amme efkârını bunlar aleyhinde kışkırtıyordu.

‘Düşükler Yassıadada’ adlı haber filmi sinemalarda gösterilerek, DP’liler halkın gözünden düşürülmeye çalışılıyordu. Öyle ki mahkemeler neticelendiğinde çokları bunu hak ettiklerini bile düşünmüştü.

Askerler huzursuzluğun ardında Celal Bayar’ın olduğunu düşündüğü için Gürsel, 3 Mayıs’ta muhtıra mahiyetinde bir mektup yazarak, “Cumhurbaşkanı istifa etmelidir. Yerine Sayın Adnan Menderes getirilmelidir. Bu muhterem zatı her şeye rağmen milletin çoğunluğunun sevmekte olduğuna kâniyim. Bu sevgiden istifade edilerek kırılanların gönülleri alınmalı ve millete yeniden güven telkin edilmelidir” diyordu. Ancak Ethem Menderes, bu mektubu yerine ulaştırmadığı gibi, mahkemede kendisini temize çıkarmak için çocukluk arkadaşı olan ve çok iyiliğini gördüğü Adnan Menderes’in aleyhinde ifade verdi. Mahkemede, mektuptaki bu satırlar da sansürlenmişti. Mahkeme, üç DP’linin günlüklerine dayanarak karar aldı.

Vatan ve Millet Sağolsun!
Gerek hapishanede, gerek mahkemede DP’lilere çok fena muamele yapıldı. Müdafaa hakları tahdit edildi. Nitekim Adnan Menderes’in mahkemede söylediği şu cümleler dikkate değer: “Bendeniz, beş aydır tecrit edilmiş vaziyette bir tek oda içinde ve günün 24 saatinde her saat değişen nöbetçi subayın nezareti altında hiçbir kelime konuşmak imkânı mevcut olmadan yaşadım. Bu şartlarda konuşma ve aklî melâhatim sekteye uğradı.” Rivayete göre Adnan Menderes, hapishanede yapılan işkencelere dayanamayarak intihara teşebbüs etmişti.
Mahkeme, 15 kişiye idam cezası verdi. Mahkeme reisi Salim Başol’un “Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor” sözü tarihe geçti. ABD başkanı Kennedy’nin idamların yerine getirilmemesine dair mesajı üzerine, memleketi idare eden Milli Birlik Komitesi adlı subaylar cuntası, hükümetin en muvaffak üç mensubu, Başvekil Adnan Menderes, maliye Vekili Hasan Polatkan ve Hariciye Vekili Fatin Rüştü Zorlu dışındakileri müebbede çevirdi. Uçak kazasından kurtulduğu için halk arasında Allah’ın himayesinde olduğuna dair inancı yıkmak adına Menderes asılacaktı. MBK, Celal Bayar’ı asabilmek için de 65 yaşın üzerindekilerin idamını engelleyen kanunu kaldırmıştı. Buna rağmen İsmet İnönü, eski İttihatçı arkadaşını ipten aldı.

İnfazlar 17 Eylül 1961’de Marmara Denizi ortasındaki İmralı adasında yapıldı. Adnan Menderes’in son sözleri şöyle oldu: “Dünyadan ayrıldığım şu anda, ailemi ve çocuklarımı şefkatle andığımı kendilerine bildiririm. Vatanı ve milleti Allah refah içinde bıraksın.” Cenazeler burada gömüldü. Yıllar sonra Turgut Özal bu üçünün itibarını iade ederek, naaşlarını devlet merasimi ile İstanbul’a naklettirdi

Darbeciler kendi yanlısı akademisyenlerin hazırladığı ve seçilmiş iktidarı 4 yandan kontrol altında tutan bir anayasa metnini kabul ettiler. Referanduma arzolunan metin, yarıdan biraz fazla rey ile kabul edildi.

Seçim sistemi de bir daha sağ partiler iktidara gelemeyecek şekilde değiştirildi. MBK, ömür boyu senatör yaparak kendilerini teminat altına aldı. 27 Mayıs günü Hürriyet ve Anayasa Bayramı adıyla milli gün ilan edildi. İttihatçıların Sultan Hamid ricâline yaptığı gibi, darbeciler de DP mensuplarını çocuklarına kadar aşağılamayı milli vazife edindi. Buna rağmen birkaç sene içinde DP’nin devamı olduğun iddia eden partiler iktidara gelerek, darbecilerin emellerini boşa çıkarmıştır. Bu üç idam, Türkiye’nin ayıbı olarak demokrasi tarihine geçmiştir.

Kaynak

Ekrem Buğra Ekinci

ekrembugraekinci.com

 

Etiketler:

Sakarya Halk Gazetesi Köşe Yazarı Mehmet TAŞTAN’ın bu hafta yayınlanan köşe yazısı.. ERGÜN ATALAY NE DEDİ? Türk-İş Başkanı Ergün Atalay...
Büyükşehir’den 5 ayda 136 bin 397 ton asfalt
Büyükşehir Belediyesi’nde 5 aylık süreçte Başkan Ekrem Yüce’nin talimatıyla 136 bin 397 ton sıcak asfalt üretilerek şehrin muhtelif bölgelerinde asfalt...
Depremin20. Yılında SAÜ İnşaat Mühendisliği Bölümünden Açıklama
17Ağustos 1999 İzmit-Adapazarı Depreminin 20. Yılında Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Basın Açıklaması İnşaat mühendisliği bölüm başkanı Prof. Dr. Emrah...
YILDIRIM AİLESİNİN ACI GÜNÜ!..
İlçemiz Çınardibi Mahalesi sakinlerinden CEVAT YILDIRIM (85) vefat etti.Cenazesi bugün Öğle Namazına müteakip ARİFİYE ÇINARDİBİ MAH. MERKEZ CAMİSİNDE kılınacak cenaze...
Dolu ve Sağanak Yağış Kışlaçay’ı da Vurdu!
Arifiye İlçesi Kışlaçay Mahallesin’de öğlen sonrası başlayan sağanak yağmur yaklaşık 5 dakika sürdü. Aşırı yağış nedeniyle yollar göle dönerken bazı...
‘Artçıları Kalbimizde’ Etkinliği Kapsamında Pedal Çevirdiler
Marmara Depremi’nin 20. yıldönümü vesilesi ile Türk Kızılayı tarafından “Artçıları Kalbimizde” adı altında düzenlenen etkinlik kapsamında Düzce’den İlimize pedal çevirerek...
Sağanak Yağış Arifiye’de etkili oldu!
 Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yaptığı uyarılarının ardından beklenen yağış Sakarya’da ve ilçelerin de etkili oldu. Aşırı yağış ve fırtına ilçemiz Arifiye’de...
” Biz 20 yıl evvel cenaze kuyruğu gördük”
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 20’nci yılında düzenlenen anma programında konuşan Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, “Biz ülke olarak...
Rıdvan DURAN’dan Teşekkür Mesajı
Son olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı görevinde bulunan Rıdvan Duran,Cumhurbaşkanımızn onayı ile Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü’ne atandı....
SYKD’den 17 Ağustos Depremi Yıldönümü mesajı
Sakarya Yerel Kültür Derneği Başkanı Necmettin Kırık, 17 Ağustos 1999’da yaşanan ve büyük acılara neden olan depremin 20. yıldönümü münasebetiyle...
Allah bize bir daha o günleri yaşatmasın
Büyükşehir Belediyesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 20. Yıl dönümü anma etkinlikleri kapsamında deprem gününü ve sonrasını yaşamış vatandaşların görüşlerini...
MÜSİAD Sakarya’dan17 Ağustos Depremi açıklaması
Depremi Afet Olmaktan Çıkaracak Olan Tek Yol, Deprem Yaşanmadan Önce Alınacak Önlemlerde Saklıdır .. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD)...
”Planlı Şehirleşmeli ve Depreme Hazırlıklı Olmalıyız.”
Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Akgün Altuğ, 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin 20. Yıldönümü dolayısıyla bir açıklamada...
BAYRAK; 20 YILDIR BENZER SÜSLÜ CÜMLELER…
Sakarya Müteahhitler Birliği Başkanı Murat Bayrak 17 Ağustos 1999’da meydana gelen depreminin yıldönümünde yaptığı açıklamada, “yıllardır süslü cümlelerle gerçekler gizleniyor....
Baro Başkanı Burak’ın 17 Ağustos mesajı
Sakarya Barosu Başkanı Av. Abdurrahim Burak, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 20. yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.   Başkan...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ