Aklıma hep Babam geliyor !…

İlçemizin değerlerinden Sakarya Üniversitesi Öğretim Görevlisi,Tarih Profesörü Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu’nun babası Merkez Vaiz Ziya Şükrü Sofuoğlu hoca geçtiğimiz günlerde vefat etmiş ve ilçemiz Arifiye’de defnedilmişti. Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu fikriyat.com’da babasının ardından duygularını yazarak babasını anlattı… İlgili Haber Sonuç Bildirgesi yol gösterici niteliğe sahip Adam gibi adamdı benim babam 23 Kasım Perşembe günü Babamı […]

 Aklıma hep Babam geliyor !…

28.11.2017 - 13:54

Güncelleme : 28.11.2017 - 13:54

İlçemizin değerlerinden Sakarya Üniversitesi Öğretim Görevlisi,Tarih Profesörü Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu’nun babası Merkez Vaiz Ziya Şükrü Sofuoğlu hoca geçtiğimiz günlerde vefat etmiş ve ilçemiz Arifiye’de defnedilmişti.

Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu fikriyat.com’da babasının ardından duygularını yazarak babasını anlattı…

Adam gibi adamdı benim babam

23 Kasım Perşembe günü Babamı kaybettim. Çok üzgünüm.

Ne düşünmeliyim, nasıl teskin olmalıyım bilmiyorum. Canım çok sıkkın. Perşembe’den beri başka bir şeye odaklanamıyorum. Aklıma hep Babam geliyor Elhamdülillah.

Gerçi dostlarım, gerek bizzat gelerek gerek telefonla arayarak ve gerek gönderdikleri mesajlarla beni hiç yalnız bırakmadılar. Allah hepsinden razı olsun. Allah onları da yalnız bırakmasın.

Babamın aklımdan hiç çıkmamasından şikâyetçi değilim elbet. Babamın yokluğundan acı çekecek miyim böyle sürekli acaba? Öte yandan böyle keyifsiz keyifsiz vakitler geçerken gurur duymuyor da değilim.

Babam, gerçekten ADAM GİBİ ADAMDI.

17 yaşında yetim kaldı. Anası ile Sakarya’ya geldi Trabzon-Çaykara’dan. Sakarya’ya geldiğinde, Çaykara’da Babadan kalma yeri sattığı parasıyla bir yer alabildi. Hayat mücadelesi yoluna çıkarken her şeyi bu kadardı. Ama buradan başladığı hayat mücadelesinde çok çalıştı. Ölürken 6 çocuğuna hayatlarını kimseye muhtaç olmadan yürütecek evler ve hatırı sayılır bir miktar arazi bıraktı. Çok büyük bir miras değildi ancak bir memur için çok ciddi bir neticeydi.

Bir günde 3 ayrı iş yaptı: Bir fabrikada bekçilik, satın aldığı arsa üzerinde kendi elleriyle kerpiçten ev inşası ve dışardan İmam Hatip Lisesini okumak.

Çaykara’dan Sakarya’ya gelmeden önce Çaykara’daki değeri alimlerden İslam ilimlerin 17 yaşına kadar tedris etti, icazetini aldı. Sakarya’ya geldikten sonra da İslâmi ilimlerden aldığı icazetten sonra Üniversiteye kadar dışardan okudu ve bir yandan geçimini sağlamak için çalıştı.

Medrese eğitimi aldığı için imtihanları başarıyla geçti ve Müezzin olarak Diyanet Teşkilatına katıldı. Bu teşkilatta Merkez Vaizlikten emekli oldu. Emekli oldu ama çalışmayı hiç bırakmadı. Çalışması sadece hayatını kazanmak üzerine değil çevresine destek olmak İslamı anlatmak şeklinde her alanda olmuştu.

Birçok kişinin namaza başlamasına, sigarayı bırakmasına vesile oldu. Çevresinde birçok bekâr kız ve erkeğin evlenmesine ön ayak oldu. Varlıklı olmamasına rağmen birçok talebeye burs buldu kimi zaman imkânları nispetinde kendi verdi. Böyle çok kişinin okumasına sebep oldu.

Verdiği tavsiyelerle birçok kişinin devlet dairesinde iş sahibi olmasını sağladı. Olağanüstü sıkıntılar olmadığı sürece başta Sabah olmak üzere Namazlarını 5 vakit camide kılmayı hiç kaçırmadı.

Çok cesurdu. Pervasız değildi ama doğruyu söylemekten asla çekinmezdi. 12 Eylül darbesinde 6 ay zindanlarda yattı. Burada da boş durmadı. 12 Eylülden hükümlü birçok kişiyi namaza başlattı, onlara Kuran’ı Kerim öğretti. Cezaevine Kuran’ı Kerim sokmak yasak olduğu için üzerinde Milli Eğitim Bakanlığı yazması sebebiyle benim İmam Hatip Ortaokulu kitaplarımı benden ister, mahkûmlara o İmam Hatip Ortaokulu kitaplarından din dersi ve Kuran’ı Kerimi öğretirdi.

Başta yaşadığımız Sakarya-Arifiye ilçesi olmak üzere birçok yerde Cami yapılmasına ön ayak oldu. Bize en yakın Caminin temeline elleriyle taşıdığı taşları dizerek ve daha fazlasını da yaparak, bu şekilde fiilen çalıştığı Camiler de oldu.

Mahmut Efendi Hazretlerini çok severdi, ona müntesipdi. Ondan bahsedilince gözleri yaşarırdı. Yapmış olduğu evlerinden birini Kur’an kursu için ayırdı. Senelerce bu evde yatılı kız Kur’an kursu eğitimi verildi. Kira almak şöyle dursun, talebelerin yeme-içme türü ihtiyaçlarını el arabası ile pazardan bizzat kendisi taşır getirirdi.

Bu ihtiyaçları giderirken talebelerden aylık cüz’i miktar (bugünkü şartlarda toplam 150 TL) alınırdı. Bu miktar doğal olarak yetmezdi ama varlıklı olmadığı için bazen kendi, çoğu zaman çevreden bulduğu desteklerle çarşıdan pazardan talebelerin yeme-içme ihtiyaçlarını giderirdi. Senelerce evimizin en üst katının Kur’an kursu olarak hizmet etmesini sağladı. Kur’an kursunu 28 Şubat şartlarında da yürütmeye çalıştı ama polis baskınları sebebiyle daha fazla yürütemedi. 28 Şubat şartları geçince orası yeniden Kuran Kursu olarak hizmet vermeye yeniden başladı. Buna karşılık değil ama küçüğü ve büyüğüyle bu talebeler de onu unutmadı. Vefat ettiği Perşembe gününden defnedildiği Cuma namazı vaktine kadar 24 saatten daha kısa zaman içinde arkasından 60-70 civarı Kuran’ı Kerim hatmi okudular.

Madden de manen de hiç yılmadı. İşlerinin sıkıntıya girdiği zamanlarda yeni çözümler üretti. Korkmadı, hayatında attığı geri bir adıma şahit olmadım. Sonu cezaevi bile olsa ifade ettiği bir kanaatini geri almadı. Keşke onun gibi olabilseydim.

Çok üzgünüm çook.

Allah bilir ama kuvvetle muhtemeldir ki Allah’a kulluk vazifesini layıkıyla yerine getirdi.

Allah seni bana unutturmasın Büyük Adam.

Rabbime emanetsin, seni, çocuklarıma yani senin torunlarına hep anlatacağım. İnşallah onlar da senin gibi mücadeleci olurlar.

Rabbim, bizi Âlemlerin Efendisi Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in sancağı altında buluşturacak inşallah.

Orada buluşmak üzere İnşallah Muhterem Pederim.

Selam, Dua ve Hürmetlerimle…

Ebubekir Sofuoğlu

Kaynak

http://www.fikriyat.com/yazarlar/ebubekir-sofuoglu/2017/11/28/adam-gibi-adamdi-benim-babam/amp

YORUMLAR
Bir Yorum Yapın