Yerel Seçimi Belirleyen En Önemli Faktör Söylem Oldu

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi tarafından ’31 Mart Yerel Seçimlerin Ardından’ başlık bir panel düzenlendi. SAÜ Sabahattin Zaim Konferans Salonunda düzenlenen etkinliğin moderatörlüğünü SAÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun üstlenirken, SAÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi öğretim üyesi Prof. Dr. Bünyamin Bezci, İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. […]

 Yerel Seçimi Belirleyen En Önemli Faktör Söylem Oldu

11.04.2019 - 15:15

Güncelleme : 11.04.2019 - 15:15

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi tarafından ’31 Mart Yerel Seçimlerin Ardından’ başlık bir panel düzenlendi.

SAÜ Sabahattin Zaim Konferans Salonunda düzenlenen etkinliğin moderatörlüğünü SAÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun üstlenirken, SAÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi öğretim üyesi Prof. Dr. Bünyamin Bezci, İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Adem Esen, Kocaeli Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Adem Çaylak ve İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Çaha konuşmacı olarak katıldı.

Panelin açılış konuşmasını yapan moderatör Prof. Dr. Davut Dursun, Ulusal ve uluslararası medya teşkilatlarının Türkiye’de gerçekleştirilen yerel seçimlerin üzerine yoğunlaşmış durumda olduğunu ve vatandaş olarak sadece televizyondan izlemekle yetindiklerini söyledi.

 

Prof. Dr. Dursun, “Seçim sonuçları aşağı yukarı netleşmiş durumda. Birkaç il dışında sonuçlandı. Seçimler bir ülkenin demokratik hayatı için en önemli kurumlardan biri tanesidir. Elbette ki sadece seçimlerle demokrasi olmuyorsa, seçimsiz demokrasi de hiç olmuyor. Dolayısıyla seçimler gerekli ama demokrasi için yeterli değil. Yerel seçimler Türkiye’de genel seçimlerden önce başlamıştır. 1963’den beri belediye başkanlarını seçiyoruz. Artık bulunduğumuz noktada seçmenler büyükşehir ve ilçe başkanlarını hatta mahalle muhtarlarını bile kendileri seçiyor.  Dolayısıyla Türkiye’de yerel seçim denildiğinde birkaç seçimi aynı anda yapıldığını görüyoruz. Yerel  Seçim sonuçları aslında tüm ülkeyi etkileyen bir süreç haline dönüşmüştür’’ dedi.

Türkiye’de gerçekleştirilen belediye başkanlığı seçimlerinin güçlü bir başkanlık sistemine bağlı olduğunun altını çizen İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Adem Esen, ‘’Bu sistemle beraber meclislerin etkisi daha çok azaldı. Belediye başkanlarının yetkisi çok fazladır. Yetkilerin alınması değil denetlenmesi lazımdır. Yani hiç kimse başına buyruk olmamalıdır. Hükümetin yapacağı şey hangi partiden olursa olsun idari, mali ve her türlü denetimi sonuna kadar yapmaktır’’ ifadelerini kullandı.

 

Konuşmasında ‘aynı yerde vali ve kaymakamın dışında niçin belediye başkanları da var?’ sorusuna açıklık getiren Prof. Dr. Esen, ‘’Belediye başkanları neden olmasın? Amerika’da bir şehirde kaç tane yerel yönetim vardır bunu ilk önce  kendimize sormamız lazım. Buradaki hata bir tarafta tek yönetici olursa işler daha iyi gider düşüncesidir. Araştırmalarda tek yöneticinin olduğu yerde israf daha fazla olmuş ve verimlilik de daha çok düşmüştür. Eğer demokratik iyi bir hizmet istiyorsak tek yönetici değil bir çok yöneticinin olmasında fayda vardır.  Önümüzdeki dönemlerde tartışılması gereken hususlardan bir başkası ise Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ve yerel yönetimlerin durumudur. Bu durum için tarihi tecrübelerimizden faydalanmalıyız. Türkiye’de yerel yönetimler oturmuştur ancak eksiğimiz vardır’’ şeklinde konuştu.

 

Seçim Sürecinde AK Parti ve CHP Yer Değiştirdi

Yerel seçimin genel seçim havasında geçtiğini kaydeden Prof. Dr. Ömer Çaha ”Ülkemizde yapılan bu seçim Cumhurbaşkanıyla yani AK Partili olan ve olmayan arasında geçmiştir. Bu bir yerel seçim olmaktan ziyade genel seçim havasında geçti. Özellikle Cumhur ittifakı bakımından tüm şehirlerde asılan afişlere bakacak olursak sanki bir genel seçim edasıyla sandığa gidildi. Bu seçim süreci 1990 yılından sonra ilk defa ittifakları getiren bir seçim oldu.’’

 

Prof. Dr. Çaha devamla;

 

‘’Yerel seçim sürecinde AK Parti ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yer değiştirmiş gibi oldu.  CHP’nin söylemi de ılımlı yönde olunca seçmen onlara daha çok kucak açtı. Türkiye’de yapılan seçimlere baktığımızda korkuya hitap eden kişiler seçimleri kaybetmiş ve hezimet yaşamıştır. Seçimleri oy oranından değil kazanılan belediyeler üzerinden yapmak lazım. Özellikle sembolik değeri olan önemli şehirler şimdi hangi partiye geçti? bunu düşünürsek yerel seçim sonucunda kazananları daha net görmüş oluruz. Bu seçim sadece Türkiye’nin seçimi olmadı. Uluslararası camianın takip ettiği özellikle Orta Doğuyu karıştırmak isteyen güçlerin hedef tahtası haline geldi. Çok ciddi bir ekonomik ve iktidar yorgunluğunda seçime giden AK Parti gene çoğu bölgeyi kazanmıştır. Sadece kendi içinde kaybederek bazı yerleri de CHP’ye ve MHP’ye feda etmiştir.’’

Hukuki Açıdan Seçimler Faydalı Oldu

 

Yerel seçimlerin hukuki açıdan çok önemli olduğunu vurgulayan SAÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi öğretim üyesi Prof. Dr. Bünyamin Bezci, ‘Seçimleri değerlendirecek olursak Cumhurbaşkanı kendi adına başarılı olmuştur ancak yerel isimler kendilerini çok fazla ön plana çıkarmadığı için bazı yerlerde seçim sürecini kaybetmiştir. AK Parti’nin bazı şehirlerde kaybetmesinin altında yatan ise seçmen gevşekliği denilen şeydir. Seçimi kazanacağına emin olan seçmenler bu yarışa katılmadı ve sandıktan çıkan sonuç onları mutlu etmedi.  Eskiden CHP kendi seçmenini motive edemezken şimdi AK Parti kendi seçmenini motive edemez hale geldi. Kurulduğu günden bu yana seçmenine ilk defa hayal kırıklığı yaşattı’’ değerlendirmesinde bulundu.

 

Gençler Nefret Söylemli Siyasetten Memnun Değil

Kocaeli Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Adem Çaylak ise öğrencilerin gerilimli ortamdan rahatsız olduklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

 

‘Bu gerilimden en çok rahatsız olan öğrenciler olmuştur. Sadece dindar olan öğrenciler değil apolitik olanlar bile üzüntü duyuyor. Süreçten bir öğrencinin memnun olmaması dindarlığıyla ölçülmemelidir. Gençler arasında sosyoloji açısından bir dönüşüm söz konusudur. Aşağılayıcı, nefret içerikli ve ötekileştiren bir dille siyaset yapılmasından mutlu değiller. Böyle devam ederse gençler iktidarları belirleyen en büyük faktör haline  dönüşecektir’’

 

Panel, öğrencilerle soru-cevap bölümünün ardından konuşmacılara verilen teşekkür belgesiyle sona erdi.

 

YORUMLAR
Bir Yorum Yapın