“Posta Kutusundaki Mızıka” adlı söyleşi gerçekleştirildi.

Sakarya Üniversitesi Alegori ve Şiir Topluluğu tarafından “Posta Kutusundaki Mızıka” adlı bir söyleşi gerçekleştirildi. SAÜ Fen Edebiyat Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleşen söyleşiye “Posta Kutusundaki Mızıka” kitabının yazarı Ali Ural konuşmacı olarak katıldı. İlgili Haber Doğaseverler Pamukova İnönü ve Erciova yaylasını adımladı Yazarların ve yazar olmayı düşünenlerin edebiyat dışında sanatın diğer kolları ile ilgilenmesinin yazma kabiliyetini […]

 “Posta Kutusundaki Mızıka” adlı söyleşi gerçekleştirildi.

30.04.2019 - 17:19

Güncelleme : 30.04.2019 - 17:19

Sakarya Üniversitesi Alegori ve Şiir Topluluğu tarafından “Posta Kutusundaki Mızıka” adlı bir söyleşi gerçekleştirildi.

SAÜ Fen Edebiyat Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleşen söyleşiye “Posta Kutusundaki Mızıka” kitabının yazarı Ali Ural konuşmacı olarak katıldı.

Yazarların ve yazar olmayı düşünenlerin edebiyat dışında sanatın diğer kolları ile ilgilenmesinin yazma kabiliyetini geliştireceğine vurgu yapan Ali Ural, dil bilgisi kurallarını bilmenin ve dile hâkim olmanın çok önemli olduğunu söyledi. Düz yazı ve şiir arasındaki farklardan bahseden Ural, “Şiir büyülü bir alandır. Sadece dili bilmekle şiir yazılmaz. Şiir yazmak için büyücü olmanız gerekir. Büyücü olmak için diğer büyücülerin ortaya koyduğu eserleri araştırmak, üzerinde durmak, onlardan zevk alabilmeniz lazım. Bu nedenle araştırmadan sadece istek ve ilhamla şiir yazamazsınız” dedi.

“Hiçbir iyi çalışma ilk çalışma değildir”

Yazarlıkta deneyimin ve tekrarlamanın önemine dikkat çeken Ural, “Hiçbir iyi çalışma ilk çalışma değildir. Bütün büyük yazarların yaptığı, defalarca kez deneyip olgunlaşmak olmuştur. Tolstoy, ‘Savaş ve Barış’ romanını 7 yılda günde 8 saat çalışarak yazdı. Eser için maddi yarar güdülmemesi gerektiği gibi maddi zararı da gözden çıkarmak gerekir. Örneğin Balzac, kitaplarının basıldığı matbaaları basıyordu. İstediği değişiklikler için insanları zorluyordu. Ama bunu yapmamış olsaydı, belki de o eser bu kadar değer görmüş olmayacaktı. Yani bu bir arayış ve olgunlaştırma işidir. Elbette ki ilham var, ama bu oturduğunuz yerden size sunulacak bir şey değildir” ifadelerini kullandı.

“Edebiyat dünya içerisinde yeni bir dünya kurar”

Edebiyatın insanın hayatındaki yeri ve önemi ile ilgili düşüncelerini de aktaran Ural, “Edebiyat dünya içerisinde yeni bir dünya kurar. Bizi sanal bir dünyaya çağırır, ama sanal dünya demek suni dünya değil kurgusal bir dünya demektir. Kurgu bazen gerçek hayattan daha etkili olur. Çünkü sanatçı, gerçek içerisinde yeni bir gerçeklik peşine düşer. Biz bir hikâyeyi okuduktan sonra ‘bunun gerçeklerle ne ilgisi var’ diyemeyiz. Çünkü o hikâye yeni bir gerçeklik sunmuştur” şeklinde konuştu.

YORUMLAR
Bir Yorum Yapın