ÜNVANSIZ LİDER!

Sakarya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı Ertuğrul Kocacık vefatının 15. yılında, yine aynı oda başkanlığını ilimizde uzun yıllar yapan ve vefatı ile Sakarya için büyük bir kayıp olduğu hissedilen Babası Halil Kocaaık için yazdığı duygularını soyal medya hesabından paylaştı. SMMM Başkanı Kocacık’ın yaptığı o paylaşımı; İlgili Haber Sapanca-Arifiye yolunda feci kaza   ‘ÜNVANSIZ LİDER! […]

 ÜNVANSIZ LİDER!

27.07.2019 - 12:40

Güncelleme : 27.07.2019 - 12:49

Sakarya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı Ertuğrul Kocacık vefatının 15. yılında, yine aynı oda başkanlığını ilimizde uzun yıllar yapan ve vefatı ile Sakarya için büyük bir kayıp olduğu hissedilen Babası Halil Kocaaık için yazdığı duygularını soyal medya hesabından paylaştı.

SMMM Başkanı Kocacık’ın yaptığı o paylaşımı;

 

‘ÜNVANSIZ LİDER!
İnsanın canı kalemine damlar mı?
Bu yazının her satırında damladı canım kaleme…

1956 yılında eski adıyla Yugoslavya olarak bilinen bugünkü adıyla Makedonya nın Üsküp’e bağlı KOCACIK köyünden gelerek Sakarya’da başlayan ve Sakarya’da sıcak bir Temmuz günü son bulan Onurlu bir hayat. İnsan çok sevdiği şeyin peşinden koşarken kaybedermiş hayatını. Tam da böyle oldu. Hayatının büyük bir bölümünü Mücadele ile geçirmiş ve yaşamında önemli bir yer tutan spor ve özellikle Tutkusu olan Futbol. Çok severdi futbolu ve Futbol sahasında, meşin yuvarlağın peşinde koşarken verdi son nefesini. Hayat durdu Temmuz’un 27sinde.

Göçmen bir ailenin tek çocuğu. 6 yaşında gelmiş bu topraklara. Hayatı hep mücadele ile geçmiş. Küçük yaşta başlamış çalışmaya. Rahmetli Babasını da 54 yaşında kalp krizi sonucunda kaybetmiş. Kendisi de Babası ile aynı kaderi yaşamış, 54 yaşında ve yine bir kalp krizi onu bu hayattan ve sevdiklerinden kopardı. 54 yaşına girince en yakınındakilere Babamın öldüğü yaştayım demiş ve söylediği de olmuş. Keşke olmasaydı. Herkesin ona ihtiyacı olduğu bir anda veda etti. En çok ta bizim ihtiyacımız vardı. Ondan öğreneceğimiz çok şey varken, onunla yapacağımız çok şey varken ona doyamadan ansızın bırakıp gitti bizleri.

Rahmetli dedem çok çalışkan bir insanmış. Kendisini hayal-mayal hatırlıyorum. Herkesin Köfteci Feyzullah amcası. Yugoslavya’dan Sakarya’ya yerleşince başlamış çalışmaya. Ama ne çalışmak. Günde 3 iş yapıyormuş. Gece Sakarya Un Fabrikasında gece bekçiliği yapar, sabah eve gelince sokağımızın başında bulunan yemci naim abide kamyondan yük indirirmiş. Sonra gün bitmeden öğleden sonra köfte satarmış. Ailesini geçindirmek için. Şimdi bunları yazarken düşünüyorum. Onların yanında biz hiç çalışıyoruz demeyelim. Rahmetli Babamda başlamış erkenden çalışmaya. Tabiri caiz ise yokluk içinde geçen bir çocukluk ve gençlik yılları yaşamış. Ama yılmamış hep çok çalışmış. İlk okula giderken sabahları az çorba 5 para köfte yemek için lokantanın masalarını siler, sandalyelerini düzeltirmiş. Rahmetli Babası ile Ferizliye gider köfte satarlarmış. Bunları bizlere hep gururla anlattı.

Bir yandan okumuş bir yandan çalışmış. Orta okuldan sonra Ticaret Lisesinde tanışmış Muhasebeyle. Ticaret Lisesinden bahsederken o yıllarda Ticaret Lisesinde okuyan herkesin bildiği Fahri Baba’dan bahsederdi. Okulda ihtiyaç sahibi öğrencilere kıyafet, kitap ve defter yardımı yaparmış. İş hayatına atılınca hep örnek aldığı isimlerden biri olmuş hayatında. Oturduğumuz Mahallede 21 Haziran İlk Okulu, Ali Dilmen Lisesi ve 1.Endüstri Meslek Lisesi var. Uzun yıllar bu okullarda Okul Aile Birliği Başkanlığı yaptı. Tek bir amacı vardı Fahri Baba’nın yaptıklarını yapmak. Uzun yıllar bu görevi yaptı hiç yorulmadan.

Ticaret Lisesinde okurken bir yandan da Okulun Futbol takımında kalecilik yaparmış. Bir yandan da semtimizin takımı ve kendisinin sevdası Yıldırımspor’un kalesini korumuş. Sporculuğunu ve Kaleciliğini yaptığı takımın sonrasında uzun yıllar yöneticiliğini ve nihayetinde Başkanlığını yapmış hayatının son dakikasına kadar. Yıldırımspor ona hayat vermiş Oda hayatını Yıldırımspor’a verdi. Türkiye’nin en köklü kulüplerinden biri. 1939 Yılında kurulmuş ve tarihinde Türkiye Amatör Şampiyonluğu yaşamış köklü bir kulüp. Kulüp tarihinde Ülkemizin ve ilimizin çok yakından tanıdığı isimler oynamış bu kulüpte. Hem de ne efsane isimler. Türkiye’de bırakın amatör kulüpleri belki de birçok profesyonel kulüpte bulunmayan bir tesis yapmanın haklı gurunu yaşadı. Çok emek verdi tesise. Orayı çek sevdi. Çok Sevdiği yerde verdi son nefesini.

Hayatında iki Tutkusu iki sevdası vardı. Biri Muhasebe birisi de Futbol. İkisi içinde çok emek verdi çok çalıştı. Ticaret Lisesinde tanıştığı Muhasebe Hayatı boyunca hep önceliği oldu. Muhasebe Mesleğinin Örgütlenmesi için çok mücadele etti. Önce Eskişehirde kurulan Federasyon sonrasında Türmob. Mesleğimizin Duayenleri ile 1989 yılında TBMM’ de kabul edilen bugünkü 3568 Sayılı Meslek Yasamız için Dönemin Maliye Bakanı Merhum Adnan Kahveci ile çok mesai harcadığını anlatırdı. Meslek Yasamızın Kabülünden sonra Kurulan bugünkü Odamız, Sakarya SMMM Odasının açılışını da Türkiye’de ilk defa Rahmetli Bakanımız tarafından gerçekleştirilmiş. Kurucu Oda Başkanımız Merhum Yusuf Mahmutoğlu’ndan sonra 1991-2004 yılları arasında Odanın Başkanlığını yaptı. Muhasebe Mesleği için yaptıklarını hiçbir zaman yeterli görmedi. Bir masa bir sandalye ile kirada kurdukları Sakarya SMMM Odasını 1999 da aldıkları bina ile zirveye taşıdı. 1999 demişken değinmeden geçemeyeceğim. 17 Ağustos 1999 tarihinde yaşadığımız asrın felaketi olan depremde hem şehre, hem vergi mükelleflerine, hemde Meslektaşlarımıza yaptıkları ile depremde adeta dimdik ayakta kaldı.

Kendisini ağlarken çok az gördüm. Amcasını trafik kazasında kaybettiğinde ağladı. Deprem sabahında Adapazarının depremde yıkılan sokaklarını beraber gezerken ağladı. Hayatında çok değerli arkadaşları vardı. 2002 yılında Sakaryasporun Yozgatta geçirdiği elim trafik kazasında kafile başkanlığını yapan ve sürekli beraber zaman geçirdiği rahmetli Meslektaşımız Fethi Güntekini kaybettiğinde cenazesinde çok ağladığını gördüm…

Aslında kendisi ile ilgili yazacak o kadar çok şey varki. Belki bir gün hayatını kitap olarak yazdırmak nasip olur. Hep deriz ya hayatımı yazsam kitap olurdu. Onun hayatı gerçekten kitap olarak yazılmaya değer. Çünkü çok değerli ve onurlu bir hayat yaşadı.

Okuduğum bir kitapta şöyle yazıyordu. “Doğduğunda tüm dünya gülümserken sen ağlıyordun. Öyle bir yaşam sür ki öldüğünde tüm dünya ağlıyorken, senin yüzünde gülümseme olsun.”

Vefatının 15. Yılında ben ağlıyorum, inşallah sen cennetten bize gülümsüyorsun Baba.

27 Temmuz 2019
Sana layık olmaya çalışan oğlun….’

YORUMLAR
Bir Yorum Yapın