Kadına Karşı Şiddeti Önlemede İşbirliği Konuşuldu

Sakarya Üniversitesi Kadın Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (SAÜKAM) tarafından “Kadına Karşı Şiddeti Önlemede İşbirliği” paneli düzenlendi. SAÜ İlahiyat Fakültesinde düzenlenen panele Sakarya ASPİM ŞÖNİM Müdürü ve Aile Eğitimcisi Yadigar Ekerbiçer, Sakarya Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Betül Uruk, İlahiyat Fakültesi öğretim üyeleri Doç. Dr. Soner Duman ve Doç. Dr. Hülya Terzioğlu konuşmacı olarak […]

 Kadına Karşı Şiddeti Önlemede İşbirliği Konuşuldu

28.11.2019 - 14:31

Güncelleme : 28.11.2019 - 14:31

Sakarya Üniversitesi Kadın Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (SAÜKAM) tarafından “Kadına Karşı Şiddeti Önlemede İşbirliği” paneli düzenlendi.

SAÜ İlahiyat Fakültesinde düzenlenen panele Sakarya ASPİM ŞÖNİM Müdürü ve Aile Eğitimcisi Yadigar Ekerbiçer, Sakarya Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Betül Uruk, İlahiyat Fakültesi öğretim üyeleri Doç. Dr. Soner Duman ve Doç. Dr. Hülya Terzioğlu konuşmacı olarak katıldı. Panelin moderatörlüğünü İletişim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Nesrin Akıncı Çötok yaptı.

“Sessiz çığlığın sesiyiz”

Sakarya ASPİM ŞÖNİM Müdürü ve Aile Eğitimcisi Yadigar Ekerbiçer, 2016 yılında Şiddet Önleme ve İzleme Merkezini kurduklarını belirterek, “Biz bu sessiz çığlığın sesi olmak için buradayız. Elimizden geldiğince de bu sessizliğin yanında oluyoruz. Merkezimizi kurarken birçok zorlukla karşılaştık. Şiddet var ve bu öğrenilmiş bir davranış, genlerle gelen bir davranış değildir” dedi. Şiddetin tanımını yapan ve şiddete maruz kalan kişilerin neler düşündüğü hakkında bilgi veren Ekerbiçer, “Mağdurlarla ilgileniyoruz, şiddet uygulayanlarla ilgilenmiyoruz. Bize gelen vakalarda psikolojik şiddet ön plandadır” diye konuştu. Ekerbiçer, konuşmasının devamında ŞÖNİM’de şiddet gören kadınlara yönelik hukuki destek, önleyici hizmet, mücadele ve yönlendirme, eğitim ve mesleki hizmet, kurumlarla koordinasyon, ekonomik destek, psiko sosyal destek hizmetlerinin verildiğini dile getirdi.

“Koruyucu ve önleyici tedbirler”

Sakarya Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Betül Uruk, konuşmasında kadın haklarıyla ilgili yasalara ve bazı uluslararası sözleşmelerin önemine değindi. Cinsiyet ve toplumsal cinsiyet tanımlarıyla beraber toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini anlatan Uruk, şiddetin türlerinin psikolojik ekonomik fiziksel şiddet olduğunu, herhangi bir şiddete maruz kalınması durumunda koruyucu ve önleyici tedbirlerin talep edilip alınabileceğini söyledi. Uruk, aile mahkemelerinin kadına şiddet konusunda sorumlu olduğunu sözlerine ekledi.

“Ötekini değil kendimizi sorgulamalıyız”

Doç. Dr. Hülya Terzioğlu da öldürülen kadınların yüzde 86’sının kendi evinde öldürüldüğünü ifade ederek, öldürenlerin yüzde 76’sının ilkokul ve ortaokul seviyesinde eğitim almış olduklarını belirtti. Doç. Dr. Terzioğlu, “Hepimiz bireysel olarak kendi namımıza dersler çıkartmalıyız. Ötekini değil kendimizi sorgulamalıyız diye düşünüyorum” dedi. Doç. Dr. Terzioğlu konuşmasının devamında ‘şiddet sadece kadının meselesi midir? Şiddet gören sadece kadınlar mıdır? Kadınlar şiddet uygulamıyorlar mı?’ gibi soruları yönelterek, “Kadın olmadan erkek olmaz, erkek olmadan kadın olmaz diyelim, cinsiyetçi bir dil kullanmayalım” ifadelerini kullandı.

“İslam kadına değer verir”

SAÜ İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Soner Duman, ‘İslam dininde kadına şiddet’ konusunda konuştu. İnanan bir Müslümanın kadına şiddeti onaylamasının mümkün olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Duman, Kur’an’ Kerim’de zulmü yasaklayan birçok ayet olduğunu örnek ayet ve hadislerle açıkladı.

Duman, “İslam’ın kadın tasavvurunda kadının erkekten daha eksik bir yönü yoktur. Kul olma noktasında Allah katında kadın da erkek de eşittir. Hatta bazı hususlarda kadına özel pozitif ayrımcılıklar söz konusudur. İslam kadına değer verir. İslam’ın ilk şehidi kadındır ve peygamberimizin soyu da kızından türemiştir. Bu örnekler göz ardı edilemez” ifadelerini kullandı.

“Kendinize bir dert edinin”

Doç. Dr. Nesrin Akıncı Çötok, çağın en büyük hastalığının hedonizm olduğunu söyleyerek, “Hedonizm, hayattan alıcı olmaya, keyif almaya, kendinizi mutlu edecek şeyler yapmaya odaklı bir yaşam tasarrufu edinmeyi söyler. Biz bu dünyaya sadece almaya gelmedik ama sürekli bize ‘mutlu ol’, ‘hayatını yaşa’, ‘senin bir tanecik hayatın var, keyfini tadını çıkart’ sözleri dayatılıyor. Böyle bir dünya için buraya gönderilmedik. Lütfen kendinize bir dert edinin. Bir tane derdiniz olsun ve bu dert için mücadele verin. Bu dert için ‘ben bunu toplumda düzeltmek için ne yapabilirim’ deyin” şeklinde konuştu. Doç. Dr. Çötok, kadına yönelik çalışmaların hiçbir zaman cinsiyetçi olmadığını, şiddetin her türlüsünün ve özellikle kadına yönelik olan şiddetin sosyal öğrenmeyle gerçekleştiğini vurguladı.

Panel hediye takdimi ve fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

YORUMLAR
Bir Yorum Yapın