”Tarihe, Şehrime ve Mert İnsanlara Vefa Olarak Yazdım”

Yazar Fahri Tuna: ‘Dinlediğim Halit Molla’ Kitabını,Tarihe, Şehrime ve Mert İnsanlara Vefa Olarak Yazdım Şehirlerin tarihlerinde isimleri altın harflerle yazılması gereken kahramanlar vardır. O şehirler yaşadığı sürece bu isimler de yaşayacaklardır. Fetih, direniş, kurtuluş; bekâ, ihyâ ve vefa adamlarıdır bunlar. Adalet, doğruluk ve merhamet sembolü kişilerdir. Cesaret, yiğitlik ve adanmış timsali insanlardır. Kâh aşılmaz denilen […]

 ”Tarihe, Şehrime ve Mert İnsanlara Vefa Olarak Yazdım”

18.06.2021 - 12:23

Güncelleme : 18.06.2021 - 12:23

Yazar Fahri Tuna: ‘Dinlediğim Halit Molla’ Kitabını,Tarihe, Şehrime ve Mert İnsanlara Vefa Olarak Yazdım

Şehirlerin tarihlerinde isimleri altın harflerle yazılması gereken kahramanlar vardır. O şehirler yaşadığı sürece bu isimler de yaşayacaklardır.

Fetih, direniş, kurtuluş; bekâ, ihyâ ve vefa adamlarıdır bunlar. Adalet, doğruluk ve merhamet sembolü kişilerdir. Cesaret, yiğitlik ve adanmış timsali insanlardır.

Kâh aşılmaz denilen kaleleri aşmışlardır, kâh işgale karşı isyanı başlatmışlardır, kâh zorbalığa ve zulme karşı adaletin bayrağını dikmişlerdir insanlık burcuna. Vatanı uğruna, şehri uğruna, halkı uğruna; can, mal ve namus uğruna, etrafına topladığı yiğitlerle birlikte bir kahramanlık destanı yazmayı başarmışlardır bu öncü kişiler.

Kimi ilk kurşundur, kimi ilk çığlık, kimi ilk şehit; ama onların başlattığı hareket, adım adım büyüyerek; o kasabaya, o şehre, o bölgeye nefes, umut ve hayat vermiştir. Bolu için Köroğlu, Edirne için Şükrü Paşa, Balıkesir için Havranlı Seyit Onbaşı, Antep için Şehit Kamil, İzmir için Hasan Tahsin, Maraş için Sütçü İmam’dır bu isimler. Ve daha başka başka şehirlerimizde, başka başka güzel isimler.

Ya Sakarya için, ya Adapazarı için kimdir bu isimler?

Hemen söyleyelim: 600 yıllık Osmanlı Devleti’nin adeta can çekiştiği, düşmanlarca – elinden silahları alınarak – ordusunun terhis edildiği o kara günlerde; Rum ve yerli eşkıyaların kasaba kasaba, mahalle mahalle, köy köy kol gezdiği, sık sık evlerin basıldığı, canların alındığı, tecavüzlerin ardı arkasının kesilmediği, ardından da Yunan Ordusu’nca Üsküdar’dan Kandıra ve Karasu’ya, Araman’dan Şeyhler’e ve Kızılcaali’ye, Salmanlı’dan Söğütlü ve Ferizli’ye… ve nihayet köy köy sokak sokak mahalle mahalle Adapazarı’na… gavurun pis çizmesinin bilfilil değdiği, iffet ve namusların kirletildiği o en karanlık zor ve acı günlerde, bir isyan, direniş ve umut hareketi olan doğan Halit Molla’dır, Kâzım Kaptan’dır, Osman Kaptan’dır, Şaban Kaptan’dır.

Kuvayı Milliye’ye bağlı olarak hareket eden bu çetelerin üç misyonu vardır: Yunan Ordusu’nu Sakarya’nın doğusuna geçirtmemek, yapacakları lokal baskınlarla onlara bu toprakları zindan etmek, acımasız ve küstah Rum ve yerli çetelerin Müslüman Türk halkına olan taciz tecavüz ve soygunların olabildiğince önüne geçmek. Bilgi, belge ve nakillere dayanarak söylemek gerekirse; bu dört çete, bu üç misyonu da büyük oranda yerine getirmişlerdir.

Millî teşkilatın en büyüğü ve güçlüsü olan Halit Molla ve sayıları 400’ü aşan milisleri, bugünkü Sakarya Vilayetinin bütün kuzey bölgesini, Gümrükönü’nden Kefken ve Karasu’ya, Araman ve Salmanlı’dan Söğütlü ve Ferizli’ye kadar Yunan çizmelerinden temizlemiş, en sonunda Adapazarı’mızı da düşmandan kurtarmış, 21 Haziran 1921 gecesi, saat 24.00 civarı Orhan Camii’nin minaresinden Hürriyet ezanı ve salasını bizzat Halit Molla okumuştur.    

Halit Molla benim çocukluğumda büyükbabam Okçuoğlu Raif Pehlivan’dan, evlendikten sonra da yeğeni olan kayınpederim İsmail Altay’dan bolca dinlediğim, sadece savaşta değil, sonrasındaki kırk yıllık hayatında da adil, mert, yiğit, gözü tok, merhametli ve lider biriydi. O kadar güzel anılar, o kadar kahramanca olaylar, o kadar merhametli hatıralar anlatıldı ki; bu kitabın yazılması kaçınılmaz olmuştu artık benim için.

18 Mayıs 2018 tarihinde, Kaynarca Şeyh Muslihiddin Camii’nde, Büyükkaynarca Köyü’nden Süreyya Vardar – Hatice Kara ve Olcay Ceylan’ın ev sahipliğinde, torunu Haluk Akagündüz, Kızılcaali’den arkadaşının torunu Dr. Mehmet Özdemir ile ben Yazar Fahri Tuna’nın konuşmacı olduğu ‘Halit Molla Söyleşisi’nin bitiminde atıldı, en çok da bu kitabın temelleri. O akşam program sonrası alınan iki karar vardı: Dr. Mehmet Özdemir belgelere dayalı, Fahri Tuna da sözel nakil ve anlatımlara dayalı birer Halit Molla Kitabı hazırlayacak, bir. İki; bu üç ismin öncü ve sorumluluğunda bir ‘sivil insiyatif’, merhumun istediği ölçü ve gösterişsizlikte her sene 21 Haziran saat 15.00’te Halit Molla’nın kabrinde sade bir anma programı düzenleyecek. Şükürler olsun ki, o gece alınan her iki karar da hayata geçirilmiş bulunmaktadır. 

Değişim Yayınları sahibi İsmail Aydın, bir sene kadar önce, ‘Fahri, bu şehrin yazarı olarak, Halit Molla’nın kitabını yazmak sana, bu şehrin kitabevi olarak, hiçbir hesap gözetmeksizin o kitabı yayımlamak da bana düşer’ demişti. Onun bu sözleri de, bu kitabın çalışmasını hızlandıran bir başka motivasyon kaynağı oldu. 

Büyük oranda sözel anlatılardan oluşan, elinizdeki bu kitabın hazırlanması sırasında başta Halit Molla’nın torunları Kamuran, Zehra ve İsmail Akın’ın; ağabeyi Aşır Ali’nin torunları Talat Akın ve kızı Berrin, Enver ve Metin kardeşlerin; Zekeriya Akın’ın torunları Fethi ve Mustafa Yaşar Akın kardeşlerle, yine Halit Akın’ın torunu Haluk Akagündüz kardeşimin büyük destek ve yardımlarını gördüm, hepsine ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Halit Molla hakkında değerli görüş ve hatıralarıyla kitabımı zengileştiren büyüklerime ve dostlarıma da çok teşekkür ediyorum. Yine, belge, fotoğraf ve arşiv desteğiyle elinizdeki bu kitabı zenginleştiren Akın Ailesi yanında; Atilla Oral, Altan Balcıoğlu, Dr. Mehmet Özdemir, Resul Narin, Gülseren Tuna ve Ekrem Durmuş’a, kurum olarak da Sakarya Büyükşehir Belediyesi ile Sakarya Kuvayı Milliye Derneği’ne müteşekkirim.

Öte yandan; kitap tam da Değişim Yayınları’nca baskıya gönderileceği aşamada, ‘Azapazarı’nı kurtaran Halit Molla gibi bir kahramanın kitabını, bin değil beş bin adet bastırarak bütün Sakarya kamuoyuna duyurmaluyız’ diyen, bu konuda büyük hassasiyet ve fedakârlık göstere, kurucuları arasında bulunduğum Sakarya Yerel Kültür Derneği’ninBaşkanı Necmettin Kırık kardeşime ve yönetim kurulu üyelerine de şükranlarımı sunuyorum. Bu şehri hiçbir menfaat gözetmeden ve hesap yapmadan, canını ortaya koyarak kurtaran Halit Molla ve yerel çetesine, yüz yıl sonra gösterilecek en güzel vefanın birini de SYKD ve onun başkanı göstermiştir. Ona destek olan SBB ve SATSO Başkanlarına da ayrıca müteşekkirim.

Kurtuluştan sonra, resmî makamların, ganimet olarak kendisine teklif ettiği, şehri terkedip Yunanistan’a kaçan yerli Rumlardan kalan Kömürpazarı’ndaki onlarca dükkân, ev ve arsayıbiz bu memleketi mal mülk edinmek için kurtarmadık. Payıma düşen ne varsa, evi barkı, işi gücü olmayanlara dağıtın’ diyen bu alicenap ve tok gözlü kahramanın, Halit Molla’nın hayatını kitaplaştırmanın huzur ve mutluluğu içerisinde olduğumu belirtmeliyim. Halit Molla’nın hayatını kitaplaştırmak, Adapazarlı bir yazar olarak hem ona (kardeşleri ve silah arkadaşlarına) hem de şehrime bir vefaydı, her şeyden önce. Kurtuluşun 100. Yılında bunu gerçekleştirmiş olmanın bahtiyarlığı içerisindeyim.

Bu vesileyle, başta Halit Molla ve silah arkadaşları olmak üzere, bu toprakları bize vatan eyleyen bütün kahramanların manevi huzurunda, onlara şükran ve minnetlerimi arz ediyor, Fatihalar gönderiyorum.

YORUMLAR
Bir Yorum Yapın