23 yıldır medya sektöründe aktif olan ve çeşitli haber sitelerinde, Ulusal ve Uluslararası gazetelerde, muhtelif dergilerde makaleleri yayınlanan “Suya Sabuna Dokunanlar” isimli bir de eser yayınlayan yazar Ziya Gündüz, Yazar ve düşünür Atasoy Müftüoğlu’nun, Mahya Yayınları arasından çıkan Hiçliğin Kıyısında adlı kitabını değerlendirdi.

ATASOY MÜFTÜOĞLU VE HİÇLİĞİN KIYISINDA
Bu yazımızda tanıtmaya çalışacağımız eser, Atasoy Müftüoğlu’nun, Mahya Yayınları arasından çıkan Hiçliğin Kıyısında kitabı.

Hiçliğin Kıyısında, 10 başlık ve 182 sayfadan oluşuyor. Türkiye’nin önemli düşünürlerinden Atasoy Müftüoğlu, bu kitabında Türkiye ve dünyanın önemli konularını eleştirel bir bakış açısıyla ele almış. Hamasetin revaçta olduğu, sloganların insanların zihin dünyalarını rahatlattığı bir zamanda, insanlara gerçeği, doğruya, hakikate uyandırmak için yazılan bu eser kıymetlidir. Atasoy Müftüoğlu, Hiçliğin Kıyısında isimli eserinde, insanlara masal anlatmıyor. İslam dünyası toplumları yüzyıllardır masallar ve menkıbelerle uyutuluyor.
GERÇEĞE UYANMAK ÖLÜM KALIM MESELESİDİR
Atasoy Müftüoğlu, Hiçliğin Kıyısında kitabının “Akıllarını Kullanmayan Toplumlar Propaganda Masallarıyla Propaganda Masallarıyla altında şunları dile getiriyor:
“Müslüman halkların, propaganda/hamaset akıntılarıyla birlikte, akıntının sürüklediği çöplere dönüştürülen halkların, gerçek dünyaya, gerçek tarihe uyanmaları, İslami evrensel iradeyi somutlaştırarak temsil etmeleri, bugün, bir ölüm kalım meselesi haline gelmiştir.”
Bugün Müslümanların, gerçek bir dünyaya uyanmaları gerekiyor. Bugüne baktığımızda İslam toplumları dünyaya hükmede biliyor mu? İslam toplumları dünyada söz sahibi mi? Gazze örneğinde ve diğer mazlum coğrafyalarda görüldüğü gibi Müslümanların dünya çapında kendilerini korumaya dönük dahi hiçbir etki ve gücü yok.
Kitapta Atasoy Müftüoğlu Gazze konusunu da ele almaktadır.
Gazze konusunda Atasoy Müftüoğlu şunları söylemektedir:
“Bugün, Müslüman halklar, İslam medeniyeti bilinç ve hassasiyetinden yoksun kitleler halinde, ulus-devlet çıkarları-ideolojileri doğrultusunda savruluyor. Bu nedenle de bu kitleler Filistin halkıyla aynı tarihi, aynı hayatı, aynı Müslümanlığı yaşamıyor, burada, Filistin’de yüz yıla yakın bir zamandan beri yaşanan sözcüklerle anlatılması mümkün olmayan trajediyi gerçek anlamda paylaşmıyor. Filistin’in masum halkı, çocukları, kadınları soykırıma tabi tutulurken, kendi ülkelerinde, yerli-milli sefer-fetih retoriği ile büyülenen politik liderlikler, aşırı kibrin kurbanı olan tiranlar, maruz kaldıkları ağır yenilgileri, dışlanma ve aşağılanmaları, bunlar hiç yaşanmamış gibi, yaşanmıyor gibi, içselleştiriyor, bu nedenle de bu yenilgilerle yüzleşme ihtiyacı duymuyor, karşı karşıya bulundukları tarihle hesaplaşmak, bu tarihe, bu tarihin adaletsizliklerine-zulümlerine isyan etmek yerine, bu tarihe boyun eğiyor, kardeşleri/çocukları soykırıma tabi tutulurken, bu liderlikler, normal hayatlarını debdebe ve ihtişam içerisinde sürdürüyor.”
ALLAH’IN İPİNE SARILMAK
Hiçliğin Kıyısında kitabının her başlığı içeriği hayati cümlelerle dolu. Ben kendim okurken kitaptan birçok not aldım. Entelektüel birikimiyle Atasoy Müftüoğlu, dünyada gelişen Müftüoğlu, dünyada bir bakış açısıyla topluma sunuyor.
Kitabın son kısmında “Gerçeklikten Utanç Verici Bir Kaçış” başlığı altında Atasoy Müftüoğlu, Allah’ın ipi olan Kur’an’a her birlikte sarıldığımızda bir umuttan söz edebiliriz diyerek şunları söylüyor:
“İslami dünya görüşünü gerçeğe dönüştürme gücü; bunun mümkün olduğuna zihnen ve kalben inanan, bu yolda her tür riski alabilecek, her tür bedeli ödeyebilecek bir adanmışlık ahlakı içerisinde olan, evrensel zihinlerin/kadroların katkılarıyla mümkün olabilir. Ortak tarih ve ortak siyaset bilincini imkânsız kılan, kabileci/yerli-milli/milliyetçi/mezhepçi, resmi sınırları aşarak; hep birlikte, Allah’ın (cc) kopmaz ipine sarılarak, içtenlikli çabaları birlikte bir hayat tarzına dönüştürerek, hep birlikte aynı bilinçle umut ettiğimizde, hep birlikte aynı ufuklara baktığımızda, İslami umut kırıntıları, gerçek umutlara dönüşecektir.”
Hiçliğin kıyısında var olabilmek için, mutlaka doğru zamanda, doğru okumalar yapmak gerekiyor.
Atasoy Müftüoğlu Ağabeye, böyle bir eseri bize kazandırdığı için kendisine teşekkür ediyorum.
Eser hakkında detaylı bilgi için: (0212) 531 25 25 / Mahya Yayınları

1942’de Trabzon, Çaykara’da doğdu. Ankara, Polatlı’da ilkokula başladı, Cebeci Ortaokulundan mezun oldu. Ankara, Atatürk Lisesinde başlayan lise öğrenimini değişik illerdeki liselerde tamamladı. Bir süre vekil öğretmenlik yaptı. 1966 yılında ailesiyle birlikte Eskişehir’e taşındı. 1971 yılında Eskişehir’de Deneme adlı bir edebiyat dergisi yayınladı.
Büyük Doğu, Yeni İstiklal dergilerinde ve Yeni İstanbul gazetesinde çeşitli aralıklarla yazılar yazdı. 1969’dan itibaren zaman zaman Edebiyat dergisinde, 1976’dan itibaren de Mavera dergisinde yazdı. 1980’de Yeni Devir gazetesinde daha sonraları da Selam gazetesinde köşe yazıları yazdı. 1980’den itibaren İngiltere, İran, Pakistan, Hindistan, Almanya, İsviçre ve Fransa’da çeşitli uluslararası konferans, seminer, sohbet ve etkinliklere katıldı. Çalışmalarına hâlen Eskişehir’deki evinde devam etmekte, sık sık yurt içi ve yurt dışında düzenlenen toplantı, seminer ve konferanslara katılıp konuşmalar yapmaktadır.
“Dirençli şehir hedefi hepimizin ortak sorumluluğudur”
Yeni TEK Kavşağı projesi ile kesintisiz ulaşım dönemi başlayacak
Bağımlılıkla mücadelede Aile Danışmanlarının mesleki yetkinlikleri güçlendirildi
Bekir Sıtkı İlkokulu’ndan muhteşem Halk Oyunları Şenliği:Başkan Karakullukçu’da oynadı.
KIRMACI AİLESİNİN ACI GÜNÜ!..
Arifiye Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi Müdürlüğünden Millî Takıma Anlamlı Destek