Barolar Biden’ın ‘soykırım’ açıklamasına tepki gösterdi

Sakarya Barosu’nun da arasında olduğu 52 Baro, ortak bir açıklama yayımlayarak, ABD Başkanı Biden’ın 1915 olaylarına ilişkin açıklamasını kabul etmediklerini belirterek tepki gösterdi. 52 Baro’nun ortak açıklaması: “ABD Başkanı Biden’ın 1915 olaylarına dair yapmış olduğu 24 Nisan tarihli açıklamasını kabul etmiyor ve en  güçlü şekilde kınıyoruz. İlgili Haber ‘Bugün tesbit edilen 1.102 yeni hastamız var’ […]

 Barolar Biden’ın ‘soykırım’ açıklamasına tepki gösterdi

25.04.2021 - 17:02

Güncelleme : 25.04.2021 - 17:02

Sakarya Barosu’nun da arasında olduğu 52 Baro, ortak bir açıklama yayımlayarak, ABD Başkanı Biden’ın 1915 olaylarına ilişkin açıklamasını kabul etmediklerini belirterek tepki gösterdi.

52 Baro’nun ortak açıklaması:

“ABD Başkanı Biden’ın 1915 olaylarına dair yapmış olduğu 24 Nisan tarihli açıklamasını kabul etmiyor ve en  güçlü şekilde kınıyoruz.

Yıllardır arşivlerin açılması ve meselenin tarihçilere bırakılması yönündeki sağduyulu çağrılarımıza rağmen, siyasi düşüncelerle yapılan bu tip açıklamalar maksatlıdır ve tarihi gerçeklerle çelişmektedir.

Ermeni meselesinin bilimsel açıdan değerlendirilebilmesi için, ABD ve  İngiltere başta olmak üzere batılı devletlerle Rusya, Gürcistan ve Ermenistan devletlerinin o döneme dair arşivlerinin erişilebilir olması gerekir. Halbuki konuyu tarihi anlamda açıklığa kavuşturacak bu kaynaklar ya tamamen kapalıdır veya kısıtlı olarak bilim insanlarının çalışmalarına açılmıştır. Oysa Türkiye bu hadiseye ilişkin kaynakları tamamen ve kısıtlamasız olarak açmış bulunmaktadır.

İşin bir başka ve önemli yönü ise hukuki boyutudur. Radikal Ermeni çetelerinin 1890’dan 1896’ya kadar devam eden isyanları ve 1. Dünya savaşında paramiliter unsurların yarattığı tedhiş ve katliamlara karşı Osmanlı Devleti “Muvakkat Sevk ve İskan Kanunu” ile meşru müdafada bulunmuştur.

1915 yılının 27 Mayıs’ında kabul edilen bir kanunla, Ermeni toplumunun bazı kesimlerinin bir yerden başka bir yere -ama başka bir ülkeye değil-, devletin bir noktasından yine başka bir noktasına nakillerini ön gören bir düzenleme yapılmıştır. Söz konusu olağanüstü süreçte Ermeni toplumunun paramiliter örgütlerinin cephe gerisindeki masum insanlara yönelik katliamlara girişmesi ile Osmanlı Devleti acilen bu konuyu hukuk zeminine taşımak zorunda kalmıştır.

Sevk ve İskân Kanunu ile Osmanlı Devleti, kendisine isyan etmiş ve silah doğrultmuş olan Ermenileri hâlâ vatandaş olarak görmüş, onları sınır dışı etmek yerine bir başka noktada yaşamlarını sürdürebilecek şekilde karar almıştır.

Osmanlı Devleti topraklarında, İngiltere ve Fransa’nın desteğinde ve ABD’nin himayesinde bir Ermeni Devletinin kurulmasına yönelik çalışmalar, Türk milletinin 19 Mayıs 1919 tarihinden itibaren Mustafa Kemal Paşa liderliğinde yürütmüş olduğu “İstiklal Harbi” neticesinde imzalanan 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ile son bulmuştur.

Bu antlaşma, ulus devlet olarak kurulan yeni Türk Devleti’nin hukuki varlığı ve sınırlarını tüm  dünyaya kabul ettirmiştir.

Böylelikle batılı devletlerin istismarına açık olan “Ermeni Meselesi” veya “Şark Sorunu” da ebediyete kadar kapanmıştır.

Uluslararası ve yabancı mahkemelerde görülen davalarda da Türkiye’nin ve Türk tezinin haklılığı ortaya konulmuştur.

Bu çerçevede, hukuki veya tarihi hiçbir dayanağı bulunmayan, tamamen Türkiye’ye karşı bir şantaj maksadı taşıyan ABD Başkanı Biden’in açıklaması kabul edilemez. Son iki yüz yıl boyunca kaybettiği coğrafyalarda soykırım, katliam ve etnik temizliğe maruz kalan Türk Milleti soykırım faili olamayacak yegane topluluktur.

İki yüz yıl önce Müslüman ve Türklerin çoğunlukta olduğu Mora ve bugünkü Ermenistan topraklarında tek bir Türk kalmamış olması, kimin veya kimlerin soykırım faili, etnik temizlik sorumlusu olduğunu ortaya koymakta yeterlidir.

Koca bir Amerika kıtasını, zamanının biyolojik silahlarıyla yerli halklarından arındıran, dünyanın hemen her tarafında vahşet ve yıkımlarla birlikte büyük katliamlar, soykırımlar gerçekleştiren; gözünü kırpmadan nükleer silahlarla iki şehri yok eden ABD, 1915 olayları ile ilgili söz söyleyebilecek son ülkedir. Daha dün Körfez Operasyonu ile yarattığı yıkım dünya kamuoyunun hatıralarında olanca canlılığı ile yaşamaktadır.

Dahili ve harici bedhahların işbirliği ve çabalarına rağmen soykırım günahı bu milletin üzerine yapışmayacak, bu hususta başımız asla eğilmeyecektir. Bizlerin devletten beklentisi, genel kınama söylemlerinden uzaklaşılarak, bu emperyal tavır ve tutum karşısında ülkemizdeki ABD lehine olan tüm avantajlı anlaşmaların gözden geçirilmesi ve gereğinin yapılmasıdır.

Aşağıda ismi bulunan barolar olarak ABD Başkanı’nın 1915 olaylarına dair yapmış olduğu 24 Nisan tarihli açıklamasını kabul etmiyor ve en güçlü şekilde kınıyoruz.”

    1. Afyonkarahisar Barosu

    2. Amasya Barosu

    3. Ardahan Barosu

    4. Aydın Barosu

    5. Balıkesir Barosu

    6. Bartın Barosu

    7. Bilecik Barosu

    8. Bolu Barosu

    9. Burdur Barosu

    10. Çanakkale Barosu

    11. Çankırı Barosu

    12. Çorum Barosu

    13. Denizli Barosu

    14. Düzce Barosu

    15. Edirne Barosu

    16. Elazığ Barosu

    17. Erzincan Barosu

    18. Erzurum Barosu

    19. Eskişehir Barosu

    20. Giresun Barosu

    21. Gümüşhane-Bayburt Bölge Barosu

    22. Iğdır Barosu

    23. Isparta Barosu

    24. Kahramanmaraş Barosu

    25. Karabük Barosu

    26. Karaman Barosu

    27. Kastamonu Barosu

    28. Kayseri Barosu

    29. Kilis Barosu

    30. Kırıkkale Barosu

    31. Kırklareli Barosu

    32. Kırşehir Barosu

    33. Kocaeli Barosu

    34. Konya Barosu

    35. Kütahya Barosu

    36. Manisa Barosu

    37. Muğla Barosu

    38. Nevşehir Barosu

    39. Niğde Barosu

    40. Ordu Barosu

    41. Osmaniye Barosu

    42. Rize Barosu

    43. Sakarya Barosu

    44. Samsun Barosu

    45. Sinop Barosu

    46. Sivas Barosu

    47. Tekirdağ Barosu

    48. Tokat Barosu

    49. Trabzon Barosu

    50. Uşak Barosu

    51. Yozgat Barosu

    52. Zonguldak Barosu

YORUMLAR
Bir Yorum Yapın