Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, iddialara cevap verdi: Ben görevimi yapıyorum

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yeniden ibadete açılması kararlaştırılan Ayasofya Camii, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın yanı sıra toplumun bütün kesimlerini temsilen davet edilen çok sayıda davetlinin katılımıyla ibadete açıldı. Hürriyet gazetesinden Ahmet Hakan’a konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ayasofya Camii’nde irad ettiği Cuma hutbesinde, Atatürk’e lanet okuduğu gerekçesiyle bazı internet siteleri, siyasiler ve […]

 Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, iddialara cevap verdi: Ben görevimi yapıyorum

26.07.2020 - 17:49

Güncelleme : 26.07.2020 - 17:49

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yeniden ibadete açılması kararlaştırılan Ayasofya Camii, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın yanı sıra toplumun bütün kesimlerini temsilen davet edilen çok sayıda davetlinin katılımıyla ibadete açıldı.

Hürriyet gazetesinden Ahmet Hakan’a konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ayasofya Camii’nde irad ettiği Cuma hutbesinde, Atatürk’e lanet okuduğu gerekçesiyle bazı internet siteleri, siyasiler ve sosyal medya mecralarında hedef alınmıştı.

Özellikle sosyal medya mecralarında hakkında karalamaya yönelik etiketler açılan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’a en büyük destek, #AliErbaşYalnızDeğildir etiketiyle atılan yüzbinlerce mesajla yine vatandaştan geldi.

Konuya ilişkin Hürriyet gazetesinden Ahmet Hakan’a konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş: Ayasofya hutbemde temas ettiğim “Vakıf malı dokunulmazdır, dokunanı yakar; vâkıfın şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar” ifadesiyle ilgili şu açıklamayı yapabilirim:

Genel olarak vakfiyelerin sonu, vâkıfın bedduasıyla biter.

“Bu vakfımı kimler amacı dışında kullanırsa Allah’ın, meleklerin, peygamberlerin, tüm Müslümanların laneti onların üzerine olsun” şeklinde.

Ben de hutbede buna atıfta bulundum.

Sadece Ayasofya’yı değil tüm vakıf mallarını kastettim.

Atatürk 82 sene önce vefat etti. Vefat eden insanlara dua edilir, beddua değil. Geçen geçmiştir, Allah Teala da “tilke ümmetün kad halet, lehâ mâ kesebet ve leküm mâ kesebtüm” (Onlar gelip geçen bir ümmettiler. 

Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız sizedir. Siz onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz) (Bakara 141) ayetiyle bizi uyarmaktadır.

Biz geçmişe takılmadan geleceğe bakmalıyız.

Kaldı ki Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi hususunda Atatürk’ün dahlinin olup olmadığı da tarihçiler arasında tartışmalı bir konudur.

Velhasıl bizim millet olarak vakıf mallarını koruma konusunda çok titiz olmamız gerekir. Bunu sağlamanın tek yolu kanunlarla korkutarak olmamalı. Farklı yollarla vicdanlar harekete geçirilmeli ve inanç ilkeleri de devreye sokulmalı.

Diyanet İşleri Başkanı olarak bunu Müslümanlara hatırlatmak benim görevim. Ben görevimi yapıyorum.
Ama birileri benim görevim gereği hatırlattığım hususlar üzerinden bilerek ya da bilmeyerek tefrika çıkarıyor.

Bizim inancımızda vâkıfın (vakfedenin) vasiyeti nass hükmündedir. Ona uymak gerekir.

Bunu Müslümanlara Diyanet İşleri Başkanının camide, hutbede 
hatırlatması son derece normal bir davranıştır, polemik konusu yapmak iyi niyetli bir tavır değildir.

Allah yar ve yardımcımız olsun.

İfadelerini kullandı.

Kaynak: diyanethaber.com

YORUMLAR
Bir Yorum Yapın