İlahiyat Fakültesi’nde bu hafta Din Dili ve Kürsü Adabı Konuşuldu

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Çarşamba Konferansları kapsamında Emekli İstanbul Vaizesi Fatma Bayram tarafından “Din Dili ve Kürsü Adabı” konulu bir konferans gerçekleştirildi. Pandemi dolayısıyla online olarak gerçekleştirilen ve SAÜ İlahiyat Fakültesi YouTube kanalında canlı olarak yayınlanan konferansın moderatörlüğünü İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hülya Terzioğlu yaptı. Doç. Dr. Terzioğlu, konuşmasında yaşadığımız çağda iletişimin daha […]

 İlahiyat Fakültesi’nde bu hafta Din Dili ve Kürsü Adabı Konuşuldu

05.03.2021 - 18:47

Güncelleme : 05.03.2021 - 18:47

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Çarşamba Konferansları kapsamında Emekli İstanbul Vaizesi Fatma Bayram tarafından “Din Dili ve Kürsü Adabı” konulu bir konferans gerçekleştirildi.

Pandemi dolayısıyla online olarak gerçekleştirilen ve SAÜ İlahiyat Fakültesi YouTube kanalında canlı olarak yayınlanan konferansın moderatörlüğünü İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hülya Terzioğlu yaptı.

Doç. Dr. Terzioğlu, konuşmasında yaşadığımız çağda iletişimin daha da önemli hale geldiğini ve Allah, insanlar ve kainatla olan hukukumuzu da iletişim üzerinden kurduğumuzu söyleyerek konunun önemine dikkat çekti.

Vaize Fatma Bayram, “din dilinin bugün felsefenin, sosyolojinin, dinin ve hermenotiğin ele aldığı ve çok boyutlu bir konu olduğunu belirterek, konuşmasında daha çok din dilinin ameli boyutu üzerinde” duracağını söyledi.

Bayram, konuşması boyunca insanlara anlatırken nasıl bir retoriğimizin olması gerektiği, kavramları yansıtırken nelere dikkat etmemiz gerektiği, dini anlatırken nelerle karşılaşıldığı, hedef kitlemize göre nasıl dil tutturmamız gerektiği, kullanılan dilin anlaşılmayı ne kadar etkilediği gibi konularda kendi tecrübeleri ışığında bilgiler verdi.  

Konuşmasının başında vaizlik mesleği ve toplumdaki rolü hakkında kendi tecrübeleri ışığında bilgi veren Bayram, vaizin birinci görevinin dinlemeye gelen kimseleri küçümsememesi olduğunu söyledi. Bayram, vaazlarda muhatap olunan topluluğun homojen değil heterojen bir topluluk olduğunu belirterek “Bu insanların tamamına gerçek bir saygı duymanız gerekiyor. Ben hem din dili oluşturmada hem de insanlarla iletişim kurmada birinci şartın bu olduğunu düşünüyorum… Sizi dinlemek için bir yola girip bir saatlik, yarım saatlik bir yoldan gelen, evini işini her şeyini ayarlayan, sizi dinlemeyi seçen ve oraya gelen insanlar kesinlikle saygıyı hak ediyorlar.” şeklinde konuştu.

Vaizliğin halk için yapılan bir etkinlik olduğunu vurgulayan ve “vaizlik mesleği halk olduğu için var” diyen Bayram, vaizlerin akademisyenlerin çalışmalarını, kitaplarını topluma taşıdığını, bilgilerin bütün topluma ulaşmasında önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Bayram, “Yaptığımız işe kıymet vermek, değer vermek, kibir anlamında değil, kendini fazla önemsemek anlamında değil çünkü o da öbür uç olur. Çünkü bir şey haddini aştığında zıddına inkılap eder demişler. Ama yaptığımız işin öneminin bilincinde olduğumuzda muhataba da bir değer veriyoruz.” dedi.

Muhatabın kalbine, zihnine nasıl ulaşılabileceği hakkında da konuşan Bayram, muhatabın ilgisini çekecek bir giriş noktası bulmanın ve hitap edilen topluluğun ilgi alanını bilmenin gerekli olduğunu ifade etti. “En ciddi konuyu bile en spekülatif, tartışmalı konuları bile halka anlatabilirsiniz. Bir şartla; güzel örnekler bulacaksınız. Onların hayatında olan örnekler bulacaksınız.” ifadeleri kullanan Bayram, bunun için yaşanılan toplumu ve problemlerini bilmenin, iyi bir gözlemci olmanın ve topluma karışmanın gerekli olduğunu söyledi.

Muhataplara değer verip onlardan farklı olmak gerektiğini ve tamamen onlardan biri olmamak gerektiğinin altını çizen Bayram, “Duruşunuzla, giyiminizle, konuşmanızla farklı olmanız gerekiyor yani mahalleden bir teyzeye dönüşmemeniz gerekiyor. Kahvedeki bir amca gibi olmamanız gerekiyor. Sözlerinizin bir ağırlığı olması için şahsınızın bir ağırlığı olması gerekiyor. Bu dengeyi çok iyi korumak gerekiyor. Dil de bu böyle, beni kendilerine yakın bulsunlar diye onlarla aynileştiğinizde onları bir yerden alıp bir yere götüremiyorsunuz. Siz onlara dönüşmüş oluyorsunuz. Peki böyle olmasın, benim bir farkım bir ağırlığım olsun deyip çok akademik, çok üst bir dil kullanırsanız o zaman da hiçbir şey anlamamış oluyorlar.” şeklinde konuştu.

“Topluluk karşısında konuşurken anlattığınız her şeyin anlaşılabilir olduğunu teyit etmeniz gerekiyor” diyen Bayram, bunun için sorular sormak gerektiğini söyledi. Bayram, mutlaka onay almak için konuşmamak gerektiğini, bunun anlattığımız şeylerden taviz vermeye ve dinde seçki yaparak konuşmaya götürdüğünü kaydetti. “Hiçbir peygamberden insanları ikna etmesi istenmiyor, tebliğ etmesi isteniyor” diyen Bayram, dini olabildiğince en iyi şekilde anlatmaya, izah etmeye çalışacağımızı ancak son kertede yolların ayrıldığı yerin Allah’ın çizdiği sınırlar olduğunu, karşımızdakinin hoşuna gitsin bizi onaylasın diye dini sınırlarda değişiklik yapılamayacağını kaydetti.  

Konuşmasında ayrıca toplumun tamamına ulaşmanın önemine dikkat çeken Bayram, olabildiğince çok kişiye ulaşmanın ve Allah’ın mesajını ulaştırmaya çalışmanın gerektiğini, cemaatler ve tarikatlar söz konusu olduğunda ufak farklara odaklanmamak gerektiğini, asgari müştereklere dikkat çekmek gerektiğini söyledi. Bayram, dinin bütün boyutlarıyla olabildiğince yaşanması ve anlatılmasının gerektiğini belirterek “Vahyi sunabilmemiz için ibadet boyutumuzun, takva boyutumuzun, Allah korkusu boyutumuzun olması gerekiyor… Sizde ilim arayan ilim bulmalı, samimiyet arayan samimiyet bulmalı, takva arayan takva bulmalı, ne arıyorsa insanlar.” dedi.

Program, dinleyicilerin online platformdan sordukları soruların Emekli Vaize Fatma Bayram tarafından cevaplandırıldığı soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.  

YORUMLAR
Bir Yorum Yapın