a

Şehadete yürüdük, gazilik nasip oldu

15 Temmuz’un onuncu yılında ‘İrade Bizim Zafer Bizim’ konulu söyleşiyle SUBÜ Konuşmaları’nın 124’üncü yayınına konuk olan 15 Temmuz gazileri Aslınur Ayan Topal ve Muhammed Ensar Özensel, Sakarya Valiliği’nde yaşananları ve darbe girişimine karşı verdikleri mücadeleyi anlattı. Topal, “Orada şehadete yürüdük ancak gazilik nasip oldu” dedi.

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) tarafından düzenlenen SUBÜ Konuşmaları’nın 124’üncü yayını, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün onuncu yılına özel olarak gerçekleştirildi. ‘İrade Bizim Zafer Bizim’ başlıklı söyleşinin konukları 15 Temmuz gazileri Aslınur Ayan Topal ve Muhammed Ensar Özensel oldu. Moderatörlüğünü Yazar-Sunucu Yahya Bakır’ın üstlendiği söyleşide; 15 Temmuz gecesi Sakarya Valiliği’nde yaşananlar, darbe girişimine karşı gösterilen direniş ve millî şuurun gelecek nesillere aktarılmasının önemi konuşuldu. Programın tamamı üniversitenin YouTube kanalı SUBÜ Haber’den istenildiği zaman izlenebiliyor.

Korku kalplerimizden alınmıştı

15 Temmuz gecesi ailesiyle birlikte evinde olduğunu ve İstanbul’a dönen eniştesinden gelen telefonla köprülerin kapatıldığını öğrendiğini belirten 15 Temmuz gazisi Aslınur Ayan Topal, “Allah bir daha tekrarını ne daha hafifini ne de daha ağırını bu vatana ve millete yaşatmasın. Ailecek balkonda oturuyorduk. Televizyon kapalıydı ve telefonlarla ilgilenmiyorduk. Eniştemiz İstanbul’a dönerken Dudullu civarından bizi arayarak köprülerin kapatıldığını ve ilerleyemediğini söyledi. Televizyonu açtığımızda Tijen Karaş’ın TRT 1’de zorla okuduğu bildiriyi izledik. ‘Sokağa çıkma yasağı getirilmiştir, dışarı çıkan vurulacaktır’ deniliyordu. Askerimizin ve polisimizin bizi korumak için orada olduğunu düşünüyorduk. Üniformalı birinin vatandaşa ateş edebileceği aklımıza gelmiyordu. Kendi vatanınızda güvende olduğunuzu düşünürken bir anda boşluğa düşüyorsunuz. Ancak o gece korku kalplerimizden alınmıştı. Milletimizin yeniden ayağa kalktığı bir uyanış vardı” diye konuştu.

Namlulara rağmen durmadık, ilerledik

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halkı meydanlara davet etmesinin ardından yakınları ve komşularıyla birlikte valiliğe doğru yürüdüklerini anlatan Topal, “Sakarya’da havalimanı olmadığı için aklımıza valilik ve askerî kışla geldi. Valinin esir alındığı yönünde duyumlar yayılınca valiyi kurtarmak için yola çıktık. Yanımızda yalnızca bir pet şişe su vardı. Biz çıkarken ‘Gidenleri vuracaklar’ diyen ve yaşananları ‘tiyatro’ olarak nitelendirenler de oldu. Annem, abim, Ensar abiler, komşularımız ve yaklaşık 70 yaşındaki Sami teyzemizle birlikte valiliğe yürüdük. Makam girişindeki A Kapısı’na doğru ilerlerken çalıların arasından çıkan askerler namlularını bize doğrultarak durmamızı söyledi. Biz kadınlar olarak bize dokunmayacaklarını düşündük. Öne geçerek kol kola girdik ve makam kapısına kadar ilerledik. Orada şehadete yürüdük ancak gazilik nasip oldu. Açılan ateş sonucunda annem, abim ve ben vurulduk” ifadelerini kullandı.

Devletimiz her zaman yanımızda oldu

Darbe girişiminin valiliğe akın eden binlerce insanın mücadelesiyle durdurulduğunu vurgulayan Topal, “O gece merminin bize isabet etmesi yalnızca bize denk geldi. Yaralandıktan sonra yoldan geçen araçlarla hastaneye götürüldük. Yaralılardan biri bilincini kaybederken sürekli şehadet getiriyordu. Hastaneye ulaştığımda yan taraftaki hastanın kalkarak benim için yatak hazırladığını gördüm. Vatandaşlarımız kendi araçlarını yaralıların taşınması için seferber etti. Bir vatandaş, aracındaki kanlı koltukları sökerek ‘Bunda gazilerimizin kanı var’ deyip muhafaza etti. Biz de o gece üzerimizde bulunan eşyalarımızı hâlâ saklıyoruz. Devletimiz gözümüzü açtığımız ilk günden itibaren desteğini hissettirdi. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü hem tedavi sürecimizde hem de psikolojik anlamda bize sahip çıktı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere destek veren herkesten Allah razı olsun. Şimdi sekiz yaşına girecek bir kızım var. Bizden öncekilerden aldığımız millî şuuru bizden sonrakilere devretmek için gayret ediyoruz” diye konuştu.

15 Temmuz bizim için bir milat oldu

Darbe girişiminin yaşandığı dönemde üniversitede son sınıf öğrencisi olduğunu belirten 15 Temmuz gazisi Muhammed Ensar Özensel, “Valilikte görev yapan ve mahallemizden tanıdığımız Abdullah ağabeyimiz bizi arayarak yanına çağırdı. Görüşmenin ardından ailelerimize valilikte bir kalkışma yaşandığını haber verdik. Ne olduğunu tam olarak anlayamadan kendimizi olayların içerisinde bulduk. Önceki darbelerde aile büyüklerimiz sıkıntılar yaşamıştı. Geçen yıl vefat eden dedem de o gece ‘Hadi oğlum, birlikte gidelim’ dedi. Darbe olduğunda yine bizim sıkıntıya düşeceğimizi biliyorduk. Biz o gece gazi olmak için değil, devletimize sahip çıkmak için dışarı çıktık. Sakarya’da yüzlerce insan aynı düşünceyle meydanlardaydı. Gazilik, o geceden sonra üzerimizde taşıdığımız bir vazifeye dönüştü. Yaşananlardan büyük dersler çıkardık. 15 Temmuz bizim için bir direnişin yanı sıra hayatımıza yön veren bir milat oldu” ifadelerini kullandı.

Millî iradeyi güçlendirmeye devam ediyoruz

15 Temmuz gecesi gençlere yönelik önyargıların da boşa çıktığını belirten Özensel, “O dönemde gençler için ‘Bunlardan bir şey olmaz. Ellerinde telefon ve bilgisayar var’ deniliyordu. Biz milyonlarca insanla birlikte meydanlara çıkarak bunun aksini gösterdik. O gece ortaya konulan irade yalnızca meydanlarda kalmadı. Aradan geçen 10 yılda ülkemiz savunma sanayisi başta olmak üzere birçok alanda önemli mesafeler katetti. O gün kendi sokaklarında tanklar gezen bir millettik. Bugün ise birçok coğrafyada kendisinden medet umulan bir ülke hâline geldik. Üniversite öğrencisi olduğumuz dönemde bu mücadelenin ortaya çıkaracağı sonuçları görmemiz mümkün değildi. Bugün iki çocuk sahibi bir baba olarak elde edilen kazanımların değerini daha iyi anlıyorum. 15 Temmuz’da sergilenen kararlılığın çalışarak, üreterek ve ülkemize katkı sağlayarak devam ettiğini görüyoruz” diye konuştu.

Devletin malına kimse zarar vermedi

Tedavilerinin ardından güvenlik kamerası görüntülerini izlediklerini belirten Özensel, “İnsanların valinin makamındaki masa ve sehpaların üzerine çıkarken ayakkabılarını ellerine aldıklarını gördük. Kimse devletin makamına ayakkabısıyla basmak istememişti. Binlerce insan valiliğe girdi ancak kimse hiçbir yere zarar vermedi ve bir şeyi alıp cebine koymadı. O gün sokağa çıkan insanlar düzensizlik oluşturmak için değil, düzeni ve devletin kurumlarını korumak için oradaydı. Valilik kapısında kadınlara özellikle ateş edildiğini de görüntülerden izledik. Buna rağmen vatandaşlar itidalli davrandı ve saldırıyı gerçekleştiren kişiler güvenlik güçlerine teslim edildi. Aslı kardeşim de ben de şeref madalyası sahibiyiz. Bu madalyayı ömrümüzün sonuna kadar göğsümüzü gere taşıyacağız. 15 Temmuz gazisi olmaktan onur duyuyoruz” dedi.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

15 Temmuz’un 10’uncu yılında Sakarya, Demokrasi Meydanı’nda buluştu

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz