“Mimarlık gösteriş için değil dünyayı güzelleştirmek için yapılır”

Şubat Kültür ve Sanat Etkinlikleri Prof. Dr. Suphi Saatçi’nin katılımıyla gerçekleştirilen ‘Turgut Cansever ve Mimari Anlayışı’ konferansı ile devam etti. Yazar Saatçi, “Bırakmış olduğu tüm eserler çok önemli ve değerli eserlerdir. Eserlerine düşüncesini ve tarzını yansıtmıştır, Turgut Cansever’i bilen biri yapıya baktığı zaman onun eseri olduğunu kesinlikle anlar. Yapılarda mütevazı olmak gerektiğini vurgular ve sürekli […]

 “Mimarlık gösteriş için değil dünyayı güzelleştirmek için yapılır”

26.02.2020 - 15:30

Güncelleme : 26.02.2020 - 15:30

Şubat Kültür ve Sanat Etkinlikleri Prof. Dr. Suphi Saatçi’nin katılımıyla gerçekleştirilen ‘Turgut Cansever ve Mimari Anlayışı’ konferansı ile devam etti. Yazar Saatçi, “Bırakmış olduğu tüm eserler çok önemli ve değerli eserlerdir. Eserlerine düşüncesini ve tarzını yansıtmıştır, Turgut Cansever’i bilen biri yapıya baktığı zaman onun eseri olduğunu kesinlikle anlar. Yapılarda mütevazı olmak gerektiğini vurgular ve sürekli mimarlığın gösteriş için değil, dünyayı güzelleştirmek için yapılması gerektiğini söylerdi” dedi.

Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen Şubat Kültür Sanat Etkinlikleri ‘Turgut Cansever ve Mimari Anlayışı’ isimli konferans programı ile devam etti. Ofis Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mimarlık Bölümü Başkanı Prof. Dr. Suphi Saatçi’nin konuşmacı olarak katıldığı etkinliğe sanatseverler büyük ilgi gösterdi.

Toplumun her kesimini kucaklayıcı eserler vermiştir

Prof. Dr. Suphi Saatçi, “Turgut Cansever 1921 yılında Antalya’da doğmuştur fakat ailesi Antalyalı değildir. Babası Hasan Bey ise Nihal Atsız’ın cezaevi arkadaşıdır ve milliyetçi bir doktordur. Turgut Bey’in Osmanlı ve Selçuklu Devleti sevgisinden dolayı hassas, daha kucaklayıcı bir yanı vardı dolayısı ile milliyetçiliği işlememiş ve toplumun her kesimini kucaklayıcı eserler vermiştir. Turgut Cansever meslek hayatının 60 yılını aşan dönemde farklı kültürleri yaşamış bir yapıya mensuptu. Söylediği cümleleri ve kelimeleri çevresindeki çoğu kişi anlamasa da sabırla anlatır ve dinlerdi. Mimarlık gösteriş için yapılmaz, dünyayı güzelleştirmek için yapılır, diğer binalara hava atmak için yapı inşa edilmez. Yapılarda mütevazı olmak gerektiğini vurgulardı sürekli” dedi.

Eserlerine düşüncesini ve tarzını yansıtmıştır

Turgut Cansever’in dünyada üç kez Ağa Han Mimarlık Ödülü almış tek mimar olduğunu belirten Saatçi, “Turgut Cansever çocukluk yıllarında babasının mesleğinden dolayı çok gezmiştir, dolayısı ile anlattıkları, yazdıkları ve diğer tüm eserleri çok öğretici olmuştur. Turgut Bey’i genelde çok konuşturmuşlardır, konuşturup kasede almışlardır sürekli, dolayısı ile çok kitap ve proje bırakamamıştır. Bırakmış olduğu tüm eserler ise çok önemli ve değerli eserlerdir. Eserlerine düşüncesini ve tarzını yansıtmıştır, Turgut Cansever’i bilen biri yapıya baktığı zaman onun eseri olduğunu kesinlikle anlar. Cansever 1958’de Beyazıt Meydanı tasarımına başladı. Bu çalışma, onu kent, imar, koruma alanında mücadele vermeye yönlendirdi. Bu alanlarda kısa süreli pek çok görev aldı. 1959-1960’ta kuruluşunda bulunduğu Marmara Bölgesi Planlama Teşkilatı Başkanlığı ve 1961’de İstanbul Belediyesi Planlama Müdürlüğü; 1974-1975’te Dünya Bankası İstanbul Metropol Planlama Projesi’ne başkanlık; 1974-1976 arasında Avrupa Konseyi Türk Delegasyonu Üyeliği; 1975-1980 arasında İstanbul Belediyesi’nde, 1979’da Ankara Belediyesi’da metropol planlama, yeni yerleşmeler, kent merkezleri ve koruma danışmanlığı gibi görevlerde bulundu. Bürokraside çalışmak Turgut Bey’e çok büyük derinlik vermiştir” dedi.

YORUMLAR
Bir Yorum Yapın